24 ÜNİVERSİTE 500 AKADEMİSYEN-YAZAR-ÇİZER-DANIŞMAN-KONUŞMACI İŞBİRLİĞİ İLE
800 BİLİMSEL KONGRE-SEMİNER
YAPA YAŞAM PAYLAŞIM EĞİTİM KURUMLARINDA

YARD. DOÇ. OKTAY AYDIN
ÇOCUKLARIMIZI GERÇEKTEN OLDUKLARI GİBİ KABUL EDİYOR MUYUZ?
Çocuğu sevmek elbette ki doğaldır. Şüphesiz anne-babalar çocuklarını çok seviyorlar. Ancak, bir durup düşünelim. Çok sevdiğimiz çocuğumuzu gerçekten olduğu gibi kabul ediyor muyuz?
Anne-babalara “Çocuğunuzu seviyor musunuz?” diye sorsak büyük ihtimalle bize kızar ve sorumuzu yadırgarlar. Bize de;
“Sevmek ne kelime, onun için ölürüz.”
“Çocuk gibisi var mı? Hayatımızın anlamı o.”
“Her şey bir yana çocuğumuz bir yana.”
“Çocuk bizim hayatımıza neşe getirdi.” gibi cümlelerle cevaplar verirlerdi.
Çocuğu sevmek elbette ki doğaldır.
Şüphesiz ki anne-babalar çocuklarını çok
seviyorlar. Peki sevdiğimizi söylemek kabul etmek anlamına gelir mi?
Sevmek ve kabul etmek arasındaki fark nedir?
Birini sevmek, onun varlığından hoşlanmaktır. Bize tehdit oluşturmayan, isteklerimize olumlu cevaplar veren, davranışlarıyla bizi dikkate aldığını gösteren, bizimle ilgilenen kişilere sempati duyar; onları severiz. Bu açıdan bakıldığında, sevmek biraz da kazanımlarımızla ilgilidir.
Bir insanı kabul etmek, o insanı sevmenin ötesinde bir şeydir. Sevmek, kabul etmek için yeterli değildir. Kabul etmek daha zahmetlidir ve emek ister. Hatta diyebiliriz ki, birini gerçek anlamda kabul etmek için öncelikle kendi egomuzla yüzleşmek ve egomuzun pürüzlü yanlarından kurtulmak zorundayız.
Narsistik egolarımızın en sevdiği şey ötekini reddetmektir. Oysa gerçek anlamda kabul etmenin özünde saygı duymak yatar. Burada kabul etmekle onaylamayı da birbirine karıştırmamak gerekir.
Kabul ediş, kişinin bireysel varoluşuna karışıp müdahale etmeden onun kendisi olma hakkına saygı duymaktır.
Bir insanı gerçek anlamda kabul etmenin kriterleri nedir?
Hayatımızdaki insanlarla ‘kabul edici ilişkiler’ kurmak çok da kolayca yapılabilecek bir şey değildir. İnsanın, başkasıyla kabul edici ilişkiler kurabilmesi için öncelikle kendi iç dünyasında iyi bir ayıklanmaya ihtiyacı vardır. Bu süreç için yol gösterici birkaç kriteri şöyle sıralayabiliriz:
Kişinin doğasını olduğu gibi kabul etmek ve onu değiştirmeye çalışmamak. Kişinin kendi hayatı ile ilgili karar verme ve tercihlerde bulunma hakkına saygı göstermek
Kendimizi ondan üstün görmemek ve sürekli ona bir şeyler öğreten, dikte eden, yönlendiren kişi durumunda olmamak
Çocuklarımızı gerçekten kabul ediyor muyuz?
Özetlersek; bir ebeveyn olarak çocuğumuzu sevdiğimizi sanmak, abartılı sevgi gösterilerinde bulunmak, gerçek anlamda kabul etmek için yeterli değildir.

BURÇİN DEMİRKAN BAYTAR
0-6 YAŞTA DÖNEMİNDE DANIŞMANLIK HİZMETLERİNİN VE OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÇOCUK GELİŞİMİNDEKİ ÖNEMİ
Bebeklerin zihin gelişimi, anne karnında başlamaktadır. Yapılan birçok araştırma, bebeklerin anne rahminden itibaren duyduğunu ve bu sesleri unutmadığını ispatlamıştır. Bu nedenle bebeğiniz ilk yaşının birinci döneminde doldurmadan ona eğitim vermeye ve eğitim veren uzmanlardan yaralanmaya başlamanız mümkün.
Bebekler ve bakım veren kişilerin yetenekleri geliştirerek zeki, sosyal ve mutlu çocuklar yetiştirmek için daha fazla fırsat yakalanabilir.
Bazen bebeğimiz doğduğunda veya doğumdan sonraki yaş dönemlerinde, yaşıtlarından farklı özellikler gösterebilir. Bazen yaşıtlarından geri gelişim özellikleri gösteren bir çocukla baş başa bir yaşama adım atılır. Bu durumda aileler gerçeği inkar aşamasını çabuk atlatıp, çocuklarına yardım etme reflekslerini en kısa sürede geliştirirlerse, hem kendilerine hem de çocuklarına iyilik etmiş olur. Çünkü; bebeklik ve çocukluk dönemlerinde herhangi bir şekilde gelişimsel sorunu bulunan çocuklar için, erken eğitim çok önemlidir. Çocuklar o yaştan itibaren erken eğitim sayesinde yaşıtlarına yaklaşabilmektedirler.
Üstün yetenekleri olan çocuklar da özel eğitime ihtiyaç duymaktadır. Okul öncesi eğitim bu çocuklar için de çok önemlidir. Aileler bu konuda da duyarlı olmalıdır. Çocuğunuz bazı yetenekleri ile yaşından çok üstün üstün özellikler, sosyal uyumda sorun yaşayabilir.
ÇOCUĞUMUN GELIŞIMINI NASIL TAKIP EDECEĞIM?
Her çocuk bebeklikten itibaren çocuk doktoruna gider gibi, gelişim psikoloğuna gelmelidir. Böylece belirli aralıklarla çocuğun testleri ve taramaları yapılır. Kişisel gelişimi, sosyal gelişimi, ince motor gelişimi, dil gelişimi, kaba motor gelişimi takip edilir. Aile danışmanlığı ile süreç desteklenir.
Çocukların yaşadığı ortamlar gelişimlerini etkiler. Günümüzde rekabet artmıştır. Ancak çocukların rekabeti öğrenebileceği ve gelişim alanlarını doğal süreçte destekleyebilecekleri önemli bir unsur olan bahçede oyna kültürü çok azalmıştır. Bu durumda okul öncesi eğitimde yaşı da 2-3 yaşlarına inmek zorunlu hale gelmiştir.
Çocuğumun Gelişim Geriliği Olduğunu Düşünüyorsam, Ne Yapmalıyım?
Öncelikle bir gelişim psikoloğuna başvurulması gerekir. Bu uzman başka uzmanlarla işbirliği yapma ihtiyacı varsa sizi yönlendirmelidir. Özellikle bebeklik ve erken çocukluk dönemlerindeki gelişimsel sorunlar konusundaki eğitimlerinin büyük bir önemi vardır. Çocuklar yararına çalışan meslek alanları ile akademik ve kurumsal bağları güçlendirmek, eğitim ve hizmete yönelik iş birliği olanaklarını yaratarak, sağlık sisteminde önemli, kapsamlı bir model oluşturmaktadır. Çocuğun gelişimi için çocuk psikiyatrisi, çocuk psikoloğu, çocuk gelişimi uzmanı, psikolojik danışman, sosyolog, sosyal hizmet uzmanı, dil terapisti, fizyoterapist gibi meslek gruplarından uzmanlarla çalışmaktadırlar. Böylece çocuğun yaşadığı sorunları aşmasına yardım edilmektedir. 0-3 ve 3-6 yaşlarda beyin elastikiyetinin çok yüksek olması nedeniyle bu yaşlarda çocuğun desteklenmesi, yaşıtlarıyla arasındaki farkı kapaması için oldukça yararlı ve etkilidir. Özel danışmanlık merkezlerinde bu hizmetler verilmektedir.
Devlet tarafından sağlanan olanaklarla da, özel eğitim desteği verilmektedir. Bu destekten yararlanabilmek için yapılması gerekenler hakkında rehberlik araştırma merkezleri, rehabilitasyon merkezleri ve devlet hastaneleri ailelere rehberlik etmektedir. Devletin sağladığı özel eğitim hizmeti bazı durumlarda yeterli olmaya bilir. Çünkü tanı için aynı süreyi kapsamaktadır.
Özel eğitim hizmeti alan çocuklarda sonuçlar değerlendirildiğinde ortaya olumlu ve şaşırtıcı sonuçları gözlemlenebilmektedir. Örnek bir olguüzerinden incelemek gerekirse; Ankara'da iki çocuğu olan bir ailenin, 3 yaşındaki oğulları konuşmada gecikmek nedeniyle bir hastanenin Çocuk Ruh Sağlığı (Çocuk Psikiyatrisi ) birimine başvururlar. Söyleyebildiği sözcük sayısı oldukça sınırlı olan ve diğer isteklerini de hareketler ile anlatmaya devam etmek durumunda kalan AB yapılan gerekli incelemeler sonucunda alınan sonuçlar doğrultusunda kısa sürede tedaviye yönlendirilerek olumlu sonuçlarını çok geçmeden hayatına taşımıştır. Böylelikle ailenin de içinde bulunduğu güçlüğün aşılmıştır. Çocuğun sıkıntıları daha kısa zamanda hayatından çıkmıştır.
Bu ve buna benzeyen pek çok örnek zamanında fark edilerek eğitim aşamasına yönlendirilerek büyümeden problemler önlenmektedir. Özel eğitim alan çocukları kreş ve anaokulları da çok geliştirmektedir.
Bazı aileler, eğitim raporu almaktan çekinmektedir. Bu durumda çocuklarının eğitimi aksamaktadır. Aileler eğitim ve terapi ile yardım etmediğinde çocuğun yaşayacağı zorluklar ileriki yaşantısı için ruhsal ve gelişimsel süreçte kalıcı hasarlar ve psikolojik izler bırakabilir.
Üstün yetenekli çocuklar da ailelerinin desteğine ihtiyaç duyarlar . Bu ailelerin ise aile danışmanlığı almaları ve üstün bir çocukla yaşamayı öğrenmeleri gerekir.
(Kaynak: İlk üç yaşta gelişimsel sorunu olan çocukların için üç sorun üç çözüm, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Özel Eğitim Dergisi, 2005)
Aralık 2014,
Burçin DEMİRKAN BAYTAR
Uzman Psikolog